"TÜRKİYE'NİN İLETİŞİM STRATEJİSİ HAZIRLANMALI"

İSTANBUL - ÇİĞDEM ALYANAK

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Merkezi (USOMER) Başkanı ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ulağlı, "Türkiye'nin, başta FETÖ olmak üzere terörizmle mücadelede daha etkin ve hızlı sonuçlar alabilmesi adına, bir iletişim stratejisi hazırlanarak, kamuoyu, lobi, imaj ve algı çalışmaları yapan bir üst kuruluşun oluşturulması çok faydalı olur." dedi. 

Prof. Dr. Serhat Ulağlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son zamanlarda gündemde olan Gezi olayları ile Fransa'daki eylemlere ilişkin değerlendirmede bulundu. 

Türkiye'de bazı kesimlerin, Gezi olayları ile Fransa'daki eylemler arasında ilişki kurduğunu, bazı haber kanallarında saatlerce süren programlarda Gezi olaylarının tartışılmasının oldukça hatalı bir tutum olduğunu belirten Ulağlı, bu olayların tekrar ekrana taşınmasının, tartışmalara zemin hazırladığını söyledi.

Medyanın neyi ne kadar, ne zaman, nasıl ve kiminle ele alacağının ölçüsünü kaçırdığını savunan Ulağlı, "Medyanın yönlendirmesine eşlik eden sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri ve kimi siyasilerin, ülkeyi tehlikeli bir sürece sürüklediğinin farkına varması gerekir." dedi.

Türkiye'nin bu süreci atlattığını vurgulayan Ulağlı, bu dönemde Batı medyasının Türkiye ve Fransa olaylarını aktarmadaki farklılığına dikkati çekti. Prof. Dr. Ulağlı, "Batı medyası, Fransa'daki olayların merkezine sokakta gösteri yapan kişileri yerleştirip bunu bir demokratik halk hareketi olarak sunarken göstericilere orantısız güç kullanan güvenlik güçleri hiç haber yapılmaz iken Gezi olaylarında haberin merkezinde ise siyasal otorite olan Türk hükümeti konmuş ve özellikle güvenlik güçlerinin müdahalesine yer verilmiştir." şeklinde konuştu.

"Medya, iletişim ve haber yapma stratejisine dikkat etmeli"

Türkiye'de sarı yelek satışları ile ilgili haberlerin servis edilmesindeki arka plana da dikkati çeken Ulağlı, "Bunlar öküz altında buzağı aramaktan daha tehlikeli bir sürece götürüyor. Herkesin mantıklı düşünmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti, önce 17/25 Aralık ile siyasal bir darbe, Gezi olayları ile sosyal darbe, 15 Temmuz'da askeri darbe teşebbüsü ve son ekonomik darbe girişiminin ardında sinsi bir düşmanla karşı karşıya. Birlik ve bütünlüğün korunması için özellikle medyanın iletişim ve haber yapma stratejisine çok dikkat etmesi gerektiğine inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Ulağlı, eğitim hayatını Fransa'da geçiren ve Batı'daki Türk, İslam imajı üzerine çalışan biri olarak Fransa halkını ve Fransız sistemini çok iyi tanıdığını belirterek, "Hak ve özgürlükler bazında benim yaşadığım Fransa ile şu anki Fransa arasında büyük fark vardır. Yabancılara karşı uyguladığı politikalar esas alındığında Fransa Türkiye'den daha özgürlükçü bir ülke değildir." dedi.

"Kaos algısı boşa çıktı" 

Türkiye'de şu anda Fransa'dakine benzer olayları tetikleyen herhangi bir durumun söz konusu olmadığını aktaran Ulağlı, "Ekonomiyle ilgili veriler üzerinden oluşturulmaya çalışılan kaos algısı da boşa çıkmıştır. Her ülkenin bu tür sorunları olabilir ama özellikle medyanın, entelektüellerin ve siyasilerin söylemlerinde, tavırlarında Türkiye düşmanı lobilerin oluşturduğu bir algının sözcüsü gibi pozisyon almaları bir ihanettir." ifadelerini kullandı. 

Yurt dışındaki çalışmalara ek olarak ülke içinde de ciddi yanlış haberleştirme örnekleri bulunduğuna işaret eden Ulağlı, şunları söyledi:

"Bir mesajı, gizli bir şekilde bilinçaltına yerleştirmek için kullanılan örtük imgeler vardır. Medya, yazarlar, ekran yüzleri tarafından terör örgütü ile ilgili yapılan haberlerin çok farklı algılamaları doğurabileceğini düşünüyorum. Bu konuda terör örgütü hakkındaki haberlerin dikkatle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mesajın verilişi, mesajın kendisi ve mesajın algılanışı çok farklı sonuçlar doğuruyor."

"Türkiye'nin iletişim stratejisi hazırlanmalı"

Prof. Dr. Ulağlı, Türkiye'nin, başta FETÖ olmak üzere terörizmle mücadelede daha etkin ve hızlı sonuçlar alabilmesi adına, bir iletişim stratejisi hazırlanarak, kamuoyu, lobi, imaj ve algı çalışmaları yapan bir üst kuruluşun oluşturulmasının faydalı olacağını kaydetti.

Bu kuruluş ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili birimlerinin, başta FETÖ olmak üzere tüm terör yapılarıyla mücadeleyi başarılı ve ısrarlı çalışmalarıyla daha da güçlü yürüteceğini belirten Ulağlı, "Ayrıca, diplomasiye katkı sunarak ilgili ülkelerdeki kamuoyu ve imaj çalışmalarının daha hızlı ve etkin sonuçlar vermesine katkı yapacaktır. Bu nedenle Türkiye'nin yurt dışında kamu diplomasisini güçlendirecek bir iletişim stratejisine ihtiyaç var." dedi.

"Türkiye, masadaki en güçlü aktörlerden biri"

Türkiye'nin savunma sanayinde yaptığı hamlelerle bağımsız bir Türk savunma sanayisini oluşturduğunu anımsatan Ulağlı, şunları kaydetti:

"Bölgede kartlar dağıtıldığı zaman Türkiye artık masadaki en güçlü aktörlerden biri olarak yerini almıştır. Türkiye Cumhuriyeti önceden nefret edilen ve kolay yönetileceğine inanılan bir düşman algısına sahip iken bugün emperyalist ideolojinin karşısında güçlü bir pozisyondadır. Emperyalizm nezdindeki 'Pasif ve bize muhtaç Türkiye' izlenimi tamamıyla değişmiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, ciddi ekonomik darbelere, sosyal olgulara, tahriklere karşı birlik ve beraberliğini hükümetiyle halkıyla askeriyle polisiyle üniversitesiyle sağlamış durumdadır."

Türk dış politikasıyla ilgili genel izlenimi değerlendiren Ulağlı, "Türkiye, dış politikasında sergilediği kararlı tavrı ve hukuksuzluklar karşısındaki sert duruşuyla geri adım atmayan, kendisine dayatılan direktifleri kabul etmeyen bir ülke olduğunu dünyaya ispat etmiştir." şeklinde konuştu.

"Gösteriler, ideolojik bir aygıta dönüştü"

Prof. Dr. Ulağlı, gösteri ve protestoların kanunlarla sınırları belirlenmiş barışçıl eylemler olmasına karşılık dünyayı yönlendiren egemen ideolojilerin karmaşa ve kaos çıkarmak için başvurdukları ideolojik bir aygıta dönüştüğünü söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un özellikle Avrupa'da, Amerika ve NATO'ya karşı yeni bir ordu kurulması düşüncesi nedeniyle Fransa'nın bu tür durumlara maruz kaldığını dile getiren Ulağlı, olayların Fransa'nın yakın ilişkiler içinde olduğu Belçika, Hollanda gibi ülkelere de sıçramasının bu durumun daha önce hazırlanmış olan bir senaryonun sahneye konulması gibi düşünüldüğünü belirtti.

Gösterilere katılan sarı yeleklilerin beklentileriyle alakalı Fransa hükümetinin beklenen adımları atmasına rağmen, ülkede sükunetin henüz sağlanamadığını aktaran Ulağlı, sözlerine şöyle devam etti:

"Egemen güçlerin dünya genelinde kendi sistemlerini oluşturmak için başvurdukları bazı planlar vardır, bunlar darbelerdir. Bu, ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal, dijital ve nihayetinde askeri darbelere kadar giden bir süreçtir. Fransa şu anda bu darbelerin ilki olan sosyal darbe ile karşı karşıyadır. Bu durum bazı Avrupa ülkelerinde etkisini göstermeye başladı.

Olaylar ne zaman duracaktır? Ben inişli çıkışlı bir seyir izleyeceğini düşünüyorum. Havaların soğuması, hükümetin geri adım atması ve alınan güvenlik önlemleri tepkilerin azalmasını sağlasa da beklentilerle hükümetin önerdikleri arasında bir paralellik olmayışı gelecek günlerde yeni gösterilere neden olacaktır. Ağır vergi politikaları nedeniyle zengin ve yoksul arasındaki makas gittikçe genişlemekte bu da halk tabanında ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır."